Baktım kendi başına çıkıp içinde oturuyor. Dolapla birlikte düşer korkusuna hemen pozisyonunu değiştirdim dolabın. Hem içini hem de üstünü kullanmaya başladık. Bence çok kullanışlı oldu.
13 Şubat 2013 Çarşamba
8 Şubat 2013 Cuma
Tekrar Merhaba
Ankara dönüşü yaptıklarımızı sıcağı sıcağına paylaşacaktım ama Montessori grubundan arkadaşımız Ülkü'nün kızı Berrasu'nun hastalığı moralimizi altüst etti ve bir türlü elim yazmaya varmadı. Ama fotoğraflar çoğalınca paylaşmak istedim.
Tüylü çubuklara boncuk geçiriyorlar.
Tuğra'yla havuz keyfi
Acaba resimde bu anı mı anlatmak istedi?
İkisi de kitap okuyor. Eylül daha sonra sayfa sayfa Cömert Ağaç'ın fotoğraflarını çekti.
Sokakta ekmek keyfi.
Kurulduğu günü hatırlıyorum. Çok heyecanlıydım. Şimdi artık evimizde bile değil beşik. Kıyafetler, mama sandalyesi, ana kucağı hepsi gitti. Valla insan duygusal anlar yaşayabiliyor verirken.
Evimizde ya böyle ders çalışılıyor....
Ya da böyle. Bu bücür her yerde. :)
Bir Dolap Kitap'tan kazandığım kitap.
Ankara'da AVM'de tiyatro izlerken.
Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi'nde tesadüfen Aytül Akal ve Mavisel Yener'in söyleşisi varmış. Ayşegül hanım ve kızları Deniz ve Zeynep'te oradaymış. Güzel bir tesadüf oldu. Aytül hanımın kitabını bulduk, imzalattık ve bir de fotoğraf çektirdik.
Keloğlan Kukla Tiyatrosu'ndan sonra çektiğim fotoğraf. Teyze, ben, Eylül Ekin gittik. Çok beğendik.
Yılbaşı ağacımız.
Bizim yapamadığımızı Kathy yaptı.
Kapıdaki koltuğu yıkarken.
Neye baktıklarını bilmiyorum.
Oyuncak bebek arabasında oyuncak olmayan bebeğini gezdirirken. Hız bile yapıyorlar.
The Garden'de waffle keyfi.
Renkli taşlardan balık yaptık.
Mısır unu ve traş köpüğüyle çok güzel bir kum yaptık. Coğrafya'ya da böylelikle başlamış olduk.
Siz burada bir karışıklık görüyor olabilirsiniz. Ama burada bir kapı, tuvalet, sabun ve bir şatoda olabilecek her şey mevcut.
Yok anacım yok, böyle meyve bahçesi mi olur? Elimden ancak bu kadar gelir benim.
24 Aralık 2012 Pazartesi
Eylül'den İnciler 2
Cips yerken:
Ben: Alabilir miyim Eylül?
Eylül: BAna sormana gerek yok. Kendi başına alabilirsin. Ben izin veriyorum.
Ben: TEşekkür ederim. (05.07.2011)
Mutfakta yağlı kaşık yere düşünce:
Ben: Ay olamaz.
Eylül: N'oldu anne?
Ben: Kaşık yere düştü.
Eylül: Yeri silmen mi gerekecek?
Ben: Evet ya.
Eylül: Ama silmeyi istemiyorsun?
Ben: Evet, hiç istemiyorum.
Eylül: İstemezsen silme.
Ben: Ama yer yağlı kalır.
Eylül: O zaman silmen gerekir. (Maalesef bu konuşmanın tarihini yazmamışım.)
Ben: Alabilir miyim Eylül?
Eylül: BAna sormana gerek yok. Kendi başına alabilirsin. Ben izin veriyorum.
Ben: TEşekkür ederim. (05.07.2011)
Mutfakta yağlı kaşık yere düşünce:
Ben: Ay olamaz.
Eylül: N'oldu anne?
Ben: Kaşık yere düştü.
Eylül: Yeri silmen mi gerekecek?
Ben: Evet ya.
Eylül: Ama silmeyi istemiyorsun?
Ben: Evet, hiç istemiyorum.
Eylül: İstemezsen silme.
Ben: Ama yer yağlı kalır.
Eylül: O zaman silmen gerekir. (Maalesef bu konuşmanın tarihini yazmamışım.)
17 Aralık 2012 Pazartesi
Ülkü'nün Kızı Berrasu Hasta Olmuş
İnşallah iyileşecek Berrasu kızımız ve annesiyle etkinlikler yapmaya devam edecek. İnşallah 10 kere yatmaya bile gerek kalmadan çabucak iyileşirsin Berrasu Ada. Dualarımız sizinle.
http://berrasukuzusu.wordpress.com/2012/12/15/kuzuma-yavruma-losemi-dediler-icim-yaniyor/
Berrasu Ada için kan bağışı yapmak isteyenler: http://berrasukuzusu.wordpress.com/2012/12/17/kan-bagisi/
Berrasu Ada Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Bölümünde yatıyor.
Twitter'da bir başlık oluşturdum.#ÜlkününkızıBerrasu
http://berrasukuzusu.wordpress.com/2012/12/15/kuzuma-yavruma-losemi-dediler-icim-yaniyor/
Berrasu Ada için kan bağışı yapmak isteyenler: http://berrasukuzusu.wordpress.com/2012/12/17/kan-bagisi/
Berrasu Ada Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Bölümünde yatıyor.
Twitter'da bir başlık oluşturdum.
5 Aralık 2012 Çarşamba
Yemeeeeeeeekkkkkkk Yeeeeeeeee
Başlıktan da anlaşılacağı gibi yemek yeme konusunda zıvanadan çıkmış bulunmaktayım. Dün artık yemeğini yememek için iki sandalyenin üzerine yatmasıyla kendimi kaybettim. (ki 5 yıldır yemek konusunda çok az kasmışımdır Eylül'ü) Elimdeki metal kaşığı cam tabağıma, cam tabağımı da cam masaya olanca gücümle çarptıkktan sonra "yeeeeemeeeeeeeğiiiiiiiiiinnnnnnnnnnnnniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii yeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee" diye avazım çıktığı kadar bağırdım. İçeriden eşim geldi, küçük çocuğu arada kaynamasın diye kucağına aldı ve sadece bekledi. Elime büyük yemek kaşığı (hâlâ tatlı kaşığıyla yemek yiyor) alıp "artık sana ben yedireceğim, aç ağzını" dediğimde de korkudan elleriyle yüzünü kapatarak ağlamaya başladı. Eylül birşey yapmıycam aç ağzını dedim. Kendim yemek istiyorum dedi. İyi dedim, bitir o tabağı, bundan sonra yemeklerimiz bu şekilde yenecek Eylül, hadi bakalım gibi cümleler kurdum. Kızgınlık anında tabağına biraz daha koyacağım ve hepsi bitecek, bu da benim sana cezam diyerek tabağına koyduğum fazlalıkları yiyemeden "anne kakam geldi" diyerek tüydü ve haliyle geri gelmedi.
Eylül benim sinirleneceğimi hissedince, gülmeye başlıyor. Savunma mekanizması kurmuş bu şekilde. Sanki sinirlenince dövüyorum gibi. Ben bu gülme olayının nedenini farkedince uzun uzun konuşmaya başladım Eylül'le. Ondan ne yapmasını beklediğimi, benim neye sinirlendiğimi, onu üzmek istemediğimi, onu sevdiğimi falan söylüyorum. Sakinleşiyor anında.
Uykusu geldiğinde de gülme krizine giriyor. Gel tatlım, senin çok uykun geldi, biraz sarılalım diyorum. Kedi gibi geliyor, kafasını omzuma koyuyor. Canım benim, tatlı kızım, uykusu mu gelmiş kızımın, yatalım mı artık gibi yumuşak bir ses tonuyla, ninni tarzında birşeyler söylüyor, sırtını sıvazlayıp yatağına götürüyorum. (Artık iki bebişte kendi yataklarında yatıyor). Her akşam masaj faslımız var zaten. Masaj yaparkende o günün kritiğini yapıyoruz. Harika bir zaman geçiriyoruz.
Bazan kardeşi ikimizi de çok bunaltıyor. Hem bizi yalnız bırakmıyor hem de yaptıklarımızı bir hışım bozuyor. Eylül'de benimle birşeyler yapmak istiyor, kardeşi bozunca da sinirleniyor. Ama kardeşine karşı benden çok daha yapıcı. Bazan kızmakta gerçekten çok haklı. Aslında bazan değil de her kızmasının, bağırmasının haklı bir nedeni var.
Kitap Kazandım
Bir Dolap Kitap'ın bir ay önce hediye ettiği "Puldan Taştan Lahanadan" kitabını kazanan talihli benim. İş yerimden BDK'ya giremediğim, evde de nete pek uğrayamadığım için kazandığımı biraz geç fark ettim. Kitap bizim ilk Sevim Ak kitabımız olacak. Böylelikle Sevim Ak'a bir açılış yapmış olacağız. Aslında "kitap kazandım" ifadesi yanlış oldu. "Benim vesilemle Eylül kitap kazandı" demem doğrusu. Sonuçta çocuk kitaplarını henüz kendim için almaya başladım.
9 Kasım 2012 Cuma
Eylül'den İnciler
06.11.2012
Arabada:
Ben: Baki, Cumartesi günü Latin Dansları kursuna gidelim mi beraber?
Baki: Hayatta gittem.
1 saat sonra evde:
Eylül: Anne, siz babamla ikiniz kursa gitseydiniz Ekin'le bana kim bakacaktı?
Ben: ııııııı,şey, dönüşümlü bakardık kursta, ıııııııı. Eylülcüm hahahaha aslında ben hahahaha işin o kısmını hiç düşünmemiştim. hahahaha.
Baki: Yaaaaaa.
08.11.2012
Ben: İkinizide çok seviyorum.
Eylül: Anne, biz başkasının çocuğu olsaydık ne yapardın?
Ben: Anneniz başkası olsaydı mı?
Eylül: Evet.
Ben: Keşke Eylül benim çocuğum olsaydı diye ağlardım.
Eylül: Öyle bir laf etmezdin,değil mi?. O zaman bizi bilmezdin bile.
(gerizekalı mıyım neyim? :)) )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























