Kendisi hazırlanıyor. Kendine has bir tarzı var kuzumun.
13 Eylül 2010 Pazartesi
Kısa Kısa Bizden Haberler 2
Bilyelerle değişik çalışmalar yaparken. Önce ben yönlenrirdim, sonra kendisi değişik çalışmalar yaptı.






Kendisi hazırlanıyor. Kendine has bir tarzı var kuzumun.
Kendisi hazırlanıyor. Kendine has bir tarzı var kuzumun.
Tüketim
Bu sıcakta bu ramazan nasıl olacak dedik, geldi de geçti. Bayram temizliği, stresi, gezmesi çabucak bitti. Aylarca stresi sardı bizi, referandumun kendisi hemencecik bitti. Herşeyi tüketiyoruz. Hepside ömürden geçiyor. 2010 yılına girdiğimizde vay be demiştik. 2010 yılını da tüketmek üzereyiz. Allah hepimize sağlık versin, zamanı durduramıyoruz bari güzel yaşayalım. Madem tüketiyoruz istesekte istemesekte, sağlıkla, güzellikle, çocuklarımızla ve sevdiklerimizle birlikte tüketelim ömrümüzü.
5 Eylül 2010 Pazar
Nehir'i kaybettik
Ne zamandır yazamıyordum. Kafamdaki işleri bitirip bloga tam dönüş yapacaktım. Taaki biraz önce OİP'nin yazısıyla karşılaşana kadar. Sevgili minik Nehir aramızdan ayrılmış. Allah ailesine ve tüm sevenlerine gani gani sabır versin.
Bundan iki yıl önce de Ege Mahir bebekten iyi haberler beklemiştik, O'da aramızda çok kısa bir süre bulunmuştu. Ege Mahir bebeğin ailesini sevgiyle anıyorum.
23 Ağustos 2010 Pazartesi
Senaryolar
Kendi ütüsüyle ütü yaparken aklına senaryolar gelir.
- Sen bebek ol, elini böyle yap (ütüye ellememi söylüyor) elini böyle yap (elimi acıyla sallamamı söylüyor) ağla, böyle yap. (gözlerimi ovuşturmamı söylüyor)
Tamam diyorum, Eylül ütü yaparken aynen söylediklerini yapıyorum bir yandan da ağlıyor, inliyorum. Hemen ütüyü bırakıyor (söylediklerinin hepsini yaptıktan sonra) sarılıp, ağlama tatlım diyor.
- Sen içeriye git , oraya yat. Ağla, beni çağır. Ben geleyim diyor.
Yine tamam diyorum, tıpış tıpış içeri gidip yatıp ağlamaya başlıyorum anne gel diye. Geliyor, yüzümü okşuyor, ağlama aşkım, geldim diyor.
- Hadi bu sefer sen içeri git, her zaman yaptığın gibi uyanıp tıpış tıpış yanıma gel, sarılayım sana diyorum. Kabul ediyor. Gidiyor, yatıyor, biraz uyuyor numarası yapıp geliyor. Bende ütümü bırakıp, ay canım gelmiş, aşkım gelmiş, günaydın hayatım, çok özledim seni'lerle sarılıyorum, kucağıma alıyor, bir dakikalık ayrılığın acısını çıkarıyorum.
- BAbası bazen bebek oluyor. İkisini izlerken gülme krizi geçiriyorum. Baba sen bebek ol, ben anne olayım. Sen ağla ben sana ağlama diyim tamam mı?
- Sen bebek ol, elini böyle yap (ütüye ellememi söylüyor) elini böyle yap (elimi acıyla sallamamı söylüyor) ağla, böyle yap. (gözlerimi ovuşturmamı söylüyor)
Tamam diyorum, Eylül ütü yaparken aynen söylediklerini yapıyorum bir yandan da ağlıyor, inliyorum. Hemen ütüyü bırakıyor (söylediklerinin hepsini yaptıktan sonra) sarılıp, ağlama tatlım diyor.
- Sen içeriye git , oraya yat. Ağla, beni çağır. Ben geleyim diyor.
Yine tamam diyorum, tıpış tıpış içeri gidip yatıp ağlamaya başlıyorum anne gel diye. Geliyor, yüzümü okşuyor, ağlama aşkım, geldim diyor.
- Hadi bu sefer sen içeri git, her zaman yaptığın gibi uyanıp tıpış tıpış yanıma gel, sarılayım sana diyorum. Kabul ediyor. Gidiyor, yatıyor, biraz uyuyor numarası yapıp geliyor. Bende ütümü bırakıp, ay canım gelmiş, aşkım gelmiş, günaydın hayatım, çok özledim seni'lerle sarılıyorum, kucağıma alıyor, bir dakikalık ayrılığın acısını çıkarıyorum.
- BAbası bazen bebek oluyor. İkisini izlerken gülme krizi geçiriyorum. Baba sen bebek ol, ben anne olayım. Sen ağla ben sana ağlama diyim tamam mı?
19 Ağustos 2010 Perşembe
Eylül...
- Ellerini kapı kirişlerine koyup yolumuzu kesiyor. Bunu özellikle de bana yapıyor. Anne susadım diyor, su getirmek için kalkıyorum, koşarak kapıya gidip yolumu kesiyor.
- Tamam bütün gün beni de görmüyor, babasını da. Ama akşam benimle buluştuktan 2 saat sonra babasını görüyor. Yinede anne susadım, anne çişim/kakam geldi, anne beni kucağına al, anne ben çok yoruldum, anne acıktım nazlanmalarını bana söylüyor.
- Gece aramızda yatarken uyanıp suyunu benden istiyor. (Babası öğretmen ve 2 ay tatil yapıyor) Kızım babandan iste diyorum, hayır senden istiycem diyor.
- Tamam bütün gün beni de görmüyor, babasını da. Ama akşam benimle buluştuktan 2 saat sonra babasını görüyor. Yinede anne susadım, anne çişim/kakam geldi, anne beni kucağına al, anne ben çok yoruldum, anne acıktım nazlanmalarını bana söylüyor.
- Gece aramızda yatarken uyanıp suyunu benden istiyor. (Babası öğretmen ve 2 ay tatil yapıyor) Kızım babandan iste diyorum, hayır senden istiycem diyor.
- Acayip konuşuyor. Herşeye lafı var. Hiçbir lafın altında kalmıyor. Çok da mantıklı cümleler kuruyor, çok güzel mantık yürütüyor.
- Elleri sürekli saçlarında. Ya ağzına alıp çiğniyor, yada sürekli kıvırıyor. Ellerini hiç rahat bırakmıyor. Çok sıkıldığında yada yabancıların yanında parmağını ağzına sokmak, dirsekten itibaren parmak ucuna kadar kolunu yalamak, avcunu yalamak gibi davranışları var.
- Makas kullanmaya bayılıyor. Eline ne geçerse kesiyor. Boya kalemleri, kendi yaptığı harika resimler, fotoğraflar. Kızım sadece kağıt kesmek için kullan diyorum, hayır illa boya kalemlerini de kesecek.
- Parmak boyasını eline aldığı zaman, iki elinide sıvıyor boyaya, sonra da gidip 2 saat ellerini yıkamak bahanesiyle suyla oynuyor. Parmak boyası olmayınca da sayıklıyor, anne, şey, ıııı, ben parmak boyasıyla oynıycam. Kızım parmak boyası yokki, bende öyle diyom işte, olunca oynıycam diyom.
- Su ve toprak hastası. İkisiyle oynamaya bayılıyor.
- Odasının şeklini hep O'nun yanında değiştiriyorum, güzel olmuşmu diye soruyorum. Her defasında aaaaaaaaa ne güzel olmuş diyor.
- Babasıyla her oyununda kahkahalara boğuluyor.
- Gezmeyi çok seviyor. Ama yürüyerek yada bebek arabasında değil. Kesinlikle benim kucağımda. Önüme geçip, kollarını yanlara açıp,anne yoruldum, anne kucak diyor.
- Ankara'ya gitmeyi, oradaki akrabalarını görmeyi çok istiyor. Ankara ve dededen bahsedince hemen hayvanat bahçesi anılarını anlatmaya başlıyor.
- Geçen gün (Cumartesi günü) ilk kez Işıl'la telefonda uzun uzun konuştu. Karşılıklı sohbet ettiler, kedisini sordu.
-Şarkıları ezberliyor, benim O'na şarkı söylememi istiyor. "Anne bana şarkı söyle" "Ellerim tombik tombik" "hayır onu değil" "hangisini?" "ııııııı, bir gün bir gün bir çocuğu"
- Kek, pasta yapmayı hamurla rahatlıkla oynayabildiği için çok seviyor. Dün yaptığı kek harika oldu.
- Süslenmeyi pek seviyor. Saçlarını keyfi olduğu zaman tarıyor yada taratıyor, tokayı kafasında tutmaktan sıkılıyor ama saçlarından da sıkılıyor ama saçlarını kestirmiyor da. Ruju ojeyi çok çok güzel sürüyor.
- Markette, oyuncakçıda hayırdan anlıyor. Ama ayın 15inde almak için söz verdiğim bir oyuncağı ayın 15inde istiyor. Sen bana bunu alacaktın diyor.
- Kim olursa olsun kendisinden başkasıyla konuşmama izin vermiyor.
- Banyoda olsun 2 dakika yalnız kalmama izin vermiyor.
- Her akşam ne kadar yorgun olursa olsun illaki kitap okumak istiyor. Resimlerden birşeyler anlatmamı, okumama tercih ediyor.
- Eğerki ben sinirliysem yada iş yapıyor ve kendisiyle ilgilenmiyorsam anne bana kitap oku diyor yada anne dergi yapalım diyor. Onları yapmayı sevdiğimi bildiğinden, onları yapmak için işimi bırakacağımı yada onların beni sakinleştireceğini düşünüyor. Aslında yapmak istediği için değil, birlikte birşeyler yapmamız için istiyor.
- Elleri sürekli saçlarında. Ya ağzına alıp çiğniyor, yada sürekli kıvırıyor. Ellerini hiç rahat bırakmıyor. Çok sıkıldığında yada yabancıların yanında parmağını ağzına sokmak, dirsekten itibaren parmak ucuna kadar kolunu yalamak, avcunu yalamak gibi davranışları var.
- Makas kullanmaya bayılıyor. Eline ne geçerse kesiyor. Boya kalemleri, kendi yaptığı harika resimler, fotoğraflar. Kızım sadece kağıt kesmek için kullan diyorum, hayır illa boya kalemlerini de kesecek.
- Parmak boyasını eline aldığı zaman, iki elinide sıvıyor boyaya, sonra da gidip 2 saat ellerini yıkamak bahanesiyle suyla oynuyor. Parmak boyası olmayınca da sayıklıyor, anne, şey, ıııı, ben parmak boyasıyla oynıycam. Kızım parmak boyası yokki, bende öyle diyom işte, olunca oynıycam diyom.
- Su ve toprak hastası. İkisiyle oynamaya bayılıyor.
- Odasının şeklini hep O'nun yanında değiştiriyorum, güzel olmuşmu diye soruyorum. Her defasında aaaaaaaaa ne güzel olmuş diyor.
- Babasıyla her oyununda kahkahalara boğuluyor.
- Gezmeyi çok seviyor. Ama yürüyerek yada bebek arabasında değil. Kesinlikle benim kucağımda. Önüme geçip, kollarını yanlara açıp,anne yoruldum, anne kucak diyor.
- Ankara'ya gitmeyi, oradaki akrabalarını görmeyi çok istiyor. Ankara ve dededen bahsedince hemen hayvanat bahçesi anılarını anlatmaya başlıyor.
- Geçen gün (Cumartesi günü) ilk kez Işıl'la telefonda uzun uzun konuştu. Karşılıklı sohbet ettiler, kedisini sordu.
-Şarkıları ezberliyor, benim O'na şarkı söylememi istiyor. "Anne bana şarkı söyle" "Ellerim tombik tombik" "hayır onu değil" "hangisini?" "ııııııı, bir gün bir gün bir çocuğu"
- Kek, pasta yapmayı hamurla rahatlıkla oynayabildiği için çok seviyor. Dün yaptığı kek harika oldu.
- Süslenmeyi pek seviyor. Saçlarını keyfi olduğu zaman tarıyor yada taratıyor, tokayı kafasında tutmaktan sıkılıyor ama saçlarından da sıkılıyor ama saçlarını kestirmiyor da. Ruju ojeyi çok çok güzel sürüyor.
- Markette, oyuncakçıda hayırdan anlıyor. Ama ayın 15inde almak için söz verdiğim bir oyuncağı ayın 15inde istiyor. Sen bana bunu alacaktın diyor.
- Kim olursa olsun kendisinden başkasıyla konuşmama izin vermiyor.
- Banyoda olsun 2 dakika yalnız kalmama izin vermiyor.
- Her akşam ne kadar yorgun olursa olsun illaki kitap okumak istiyor. Resimlerden birşeyler anlatmamı, okumama tercih ediyor.
- Eğerki ben sinirliysem yada iş yapıyor ve kendisiyle ilgilenmiyorsam anne bana kitap oku diyor yada anne dergi yapalım diyor. Onları yapmayı sevdiğimi bildiğinden, onları yapmak için işimi bırakacağımı yada onların beni sakinleştireceğini düşünüyor. Aslında yapmak istediği için değil, birlikte birşeyler yapmamız için istiyor.
11 Ağustos 2010 Çarşamba
Yaptıklarımız
Perşembe günü ( 5 Ağustos) Eylül'le yeni açılan Burger King'e gittik. Çok güzel oturdu, yemeğini yemedi, (yemesin zaten, hamburger) Eylülcüm bak sen ilk kez hamburger yiyorsun, böyle yersen dökülmez dedim ama yemedi, karnı çok aç değildi zaten. Çıkarkende minicik parkında kendi kendine vakit geçirdi. Bir ara küçücük dik kaydıraktan çekindi beni çağırdı, ufacık yerlerden zar zor geçip cesaret verip geri çıktım.
Cuma günü (6 Ağustos) Meliha teyzesi, kızı Şaziye, halası Gamze Kent Ormanına gittik. Burayı çok seviyorum. Hem Eylül trambolinde keyif yaptı, hem oturup çay içtik, hem tavşan kovaladık, hem Eylül Şaziye'ye eziyet etti.
Lastik Geçirme çalışmasını nasıl yapabilirim diye düşünürken buradaki bir mağazada bu plastik tablayı buldum. Tavsiye ederim.
Kızıma rahat temizlik yapabilmesi için ne zamandır almak istediğim fısfıslı şişelerden aldım. Çok sevdi. Anne ben iş yapıcam diyor. Sehpayı, dolapları temizliyor.
Kullanmadığımız pastel boyalarımızı aldık, küçücük silikon kalıplara koyduk, erittik, çıkınca karıştırdık, ince tel geçirdik, buzlukta soğuttuk, sonra da onlarla resim yaptı.
Mutfak balkonumuza taşıdığım havuzda ben sandalyade oturup ayaklarımı sokuyorum, Eylül yüzüyor, balık tutuyor, su yatağını ikiye katlayıp dinleniyor yada su yatağının ucundan tutup suyun içinde gezdiriyorum. Güzel oldu. Suyla olmak iyi geldi. Hem yoruyor, hem dinlendiriyor. (Havuzu hortumla doldurdum tabii)
Pazartesi günü (9 Ağustos) Eylül'le ablası ve oyun arkadaşı bu dönem 1. sınıfa başlayacak Nazire'yi parka götürdüm. Arabanın arkasında kovası vardı, Eylül kovasını istedi. 1 saat parkta koşup, toz toprakla uğraştıktan sonra 1 kova toprakla eve geldik. BAlkonda kovasına su koyduk, arada bir banyodan pet şişeye su doldurup getirdi. O zaman farkettimki hiç kum yok, hep minik minik taş. Şişeyi suyun içine koydu, huni getirdim huni çalışmaları yaptı. Şişeyi suya batırınca sudan hep baloncuk çıktı. Çok hoşuna gitti. Şişenin içi boş gibi duruyor ama içinde hava var, suya sokunca da içindeki hava çıkıyor dedim. 1 saat falan uğraştı. Su olsun, çamurdan olsun işte. :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)