11 Ağustos 2010 Çarşamba

Çok Yönlü Gelişimsel Eğitim Seti

6 dergilik bu setin ilk 4 dergisini bitirdik ve dünde 5 ve 6. dergilerine başladık. Dergilerle çalışırken 2şerli alıyoruz elimize. 2.kitapta hem kendi sayfalarına ait hemde bir önceki dergiye ait çıkartmalar var. Eylül'ün en sevdiği şeylerden birisi çıkartmaları yapıştırmak. İlk iki dergiyle haftasonu bitirdiğimiz 3.ve 4. dergiler arasına bayağı bir zaman koyduk, uzun süre yapmadık, elimize almadık. Haftasonu ise Eylül çok başarılı bir şekilde tamamladı. İlk iki kitapta "bu sayfada neler görüyorsun, anlatırmısın" diye sorduğumda "anne, bunu yapmayalım" diyordu, son yaptığımızda ise güzel güzel anlattı. Hatta benim dikkat etmediğim, yada büyük olduğum için kendimi şartlandırdığım ayrıntılara dikkat etti ve açıklamalarda bulundu. Matematiğe girişi de bu dergilerle yaptık. 3. ve 4. dergilerde, 2 ve 3 öğretiliyor. Hem nasıl yazıldığını görüyor, hem neyi ifade ettiğini anlatıyorum, hem de parmakla sayı karşılığını gösteriyorum. Eylül bu kaç dediğimde, hemen sayfadaki sayıya bakıp, parmağıyla iki veya üç yapıyor, yani kaç o diyorum, bazen söylüyor bazen söylemiyor. Dergilerin içindeki boyamaları ilk iki dergide yaptırdım ama bütün dergiler o boyalardan nasibini aldı, yani işin cılkını çıkardı. Şimdi burayı şu renge boya bölümlerini yaptırmıyorum. Dün 5. dergiyi yaparken ortasında hayvanların olduğu sayfayı gösterip, buradaki hayvanların isimlerini söylermisin dedim. Zebraya önce zürafa dedi, bir kaç hayvan sonra zürafayı bilince zebraya geri döndüm. Düzeltti hemen, zebra diye. Sadece timsahı bilemedi, papağanada kuş dedi. Fil, aslan, maymun, yılan, zürafa, zebra, papağan,timsah, hepsini pekiştirmiş oldu.



3. dergide Mert'in tuvaletini yaptıktan sonra sırasıyla ne yapması gerektiği sorulmuş ve çıkartma sayfasından sırasıyla çıkartmaların yapıştırılması söylenmiş. Soruyu sorduktan sonraki diyaloğumuz şöyledir:
B: Eylülcüm, Mert'in tuvaletini yaptıktan sonra ne yapması gerekiyor?
E: İnmek gerekiyor. (Çocuğum burada çok haklı, çünkü O önce iniyor ben sonra poposunu temizliyorum.) Elini yıkamak gerekiyor.
B: Poposu?
E: Evet?
B: Yani, poposunu yıkayacak. (çıkartma sayfasından çıkartmayı seçer, alır, çıkarır ve yapıştırır. Bu konuda gayet iyi.) Peki şimdi ne yapması gerekiyor?
E: (Yan sayfayı göstererek) Ağlaması gerekmiyor.
B: Peki ben senin poponu temizledikten sonra ne yapıyorsun?
E: Elimi yıkıyorum.
B: Peki sonra ne yapmış?
E: Anne gel gidip ellerimizi yıkayalım. (Burada da çok haklı, ellerimizi yıkamaya gidicez ki, sonrasında ne yaptığını görsün.)
B: (Benim lavaboya gitmeye hiç niyetim yok, suyla cılkını çıkarır çünkü) Musluğu kapatmış değil mi?
E: Evet.
Sonra yan sayfayı inceledik. Şeker veren amcaya çocuğun ne demesi gerekiyor? Bilmem sen söyle.
Peki Cemre arkadaşını yanlışlıkla düşürmüş. Arkadaşına ne demesi gerekiyor? Kalk. :))
(Üniversite sınavına az kaldı değil mi? Şimdiden başladık biz işte ders çalışmaya.)

Hoşgeldin Ramazan

Herkese hayırlı Ramazanlar dilerim.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Yine Birşeyler Aldım

Artık almayacağım diyorum ama kendimi tutamıyorum. Geçen gün sürekli gittiğimiz oyuncakçımız Kukla Life'taydık. Her gittiğimizde birşeyler almıyoruz Allahtan, yoksa maaşımı buraya yatırmam gerekirdi. Kukla'da dolaşırken Eylül bu linkteki makyaj masasının yanından geçiyordu. Hiç ilgisini de çekmezdi. Yeni giren eleman saç kurutma makinesini eline aldı, bak düğmesine basınca hava geliyor deyip Eylül'ün saçına suratına tuttu. Eylül eline aldı, baktı. Sonra tabureye oturdu ve kalkmadı. Makyaj yapıyorum dedi, ablası toka getirdi, saçlarını taradı, oyuncak ruju, ojeyi sürdü. Baktım kızımın çok hoşuna gitti alalım dedim. Eylül gerçekten çok süslü bir kız. Hatta anasına hiç benzememiş diye söylüyor bizi tanıyanlar. İki gündürde sürekli başında zaten.




İkinci aldığım şeyde geçen yıldan beri niyetlenipte istediğim gibi bulamadığım için alamadığım çocuk havuzu. O da bu linkte. Dün akşam iş yerinden pompa aldım, evde Eylül'le şişirdik. 20 kova falan su taşıdım. Ama çok çok yanlış bir iş yaptım, havuzu evin tam ortasına antreye kurdum. Ne akıl ama. Hava soğuk balkona çıkaramam, e Eylül'e de söz verdim akşam pompa getiricem, şişiricem yüzüceksin diye. Her akşam anne şuraya gidelim buraya gidelim diyen kızım elimden tutup anne eve gidiyoz dimi demiş. Elim mahkum antreye yaptım. Akşam eşime Eylül gece bizimle yatsın, kapıyı kapatır camı açarız dedim. Manyakmısın sen, ya gece uyanır kapıyı açar da odadan çıkarsa dedi. Açamaz o kapıyı, heleki biz uyanmadan ama olur mu olur. Akşam yemeğe arkadaşlarla dışarı çıkmıştık. Yemekten geldik, ben Eylül'ü yatırırken babası suyu boşaltmaya çalıştı, bu ne ya dedi, dök dök boşalmıyor, bırakıp gitti. Eylül'de ömrü hayatında ilk kez sıcaklardan uyuyamama modunda bir haftadır, kalktı. Öyle olunca boşaltma işini ben aldım. Dök dök, öldüm bittim, ama azimle suyu boşalttım. Akşam upuzun bir hortumla gideceğim eve. Mecburum yani, yoksa dök dök kova kova suları nereye kadar.





Eylül eğlendiğinde, kahkahalar gülücükler attığında ben dünyanın en mutlu insanı oluyorum. Yok su taşımışım yok oram buram ağrımış hiç gözümde olmuyor. Hayır yorgunluğum olduğu yerde duruyor ama değiyor çocuğumun mutluluğuna.

Yeni Şarkımız

Bir Gün Bir Gün Bir Çocuk şarkısını artık ezbere söylüyor.
Bir gün bir gün bir çocuk, eve de gelmiş kimse yok.
Açmış bakmış dolabı, şeker sanmış ilacı.
Yemiş yemiş bitirmiş, akşama karnı ağrımış.
Annesi doktora götürmüş, yaptığından usanmış.
Dünden beri çalıştığımız diğer şarkı ise:
Ellerim tombik tombik, kirlenince çok komik,
Kirli eller sevilmez, güzelliği görülmez,
Saçlarım bakım ister, hani dişler hani dişler,
Uzamasın tırnaklar, kirlenmesin kulaklar,
Bize sonra pis derler, bize sonra pis derler.
2 yıl önce komşumuzun çocuğu anaokulunda öğrenmiş, bize öğrendiği diğer şarkılarla birlikte mini bir konser vermişti.

3 Ağustos 2010 Salı

Ah Tatil Ah, Ben Seni Çok Sevdim

Tatile gidebilen hem de ailecek gidebilen hem de güzel bir yere gidebilen şanslı insanlardanız. Geriye anılar ve fotoğraflar kaldı. Keşke halâ tatilde olsaydık, güneşleniyor ve cup cup havuza atlıyor olsaydık. Neyse, uyandık ve gerçek dünyadayız. Deniz pis olduğu için giremedik ama havuzda keyfimize diyecek yoktu. Havuz, oyun parkı, yemekhane, çay bahçesi hepsi bir arada. Havuzda Eylül önce bize sarılıp durdu, sonraki günlerde simitle de kolluklada yüzdü. Hızını alamadı, kenardan simitle (oturarak tabii :) ) havuza atlamaya başladı.





(Dedesine balon üflüyor)

(Burası Mersin/Yeşilovacık. Atatürk heykeline çıkmak istedi, hemen yanında şehitlerimiz ismi yazılı. Burası Şehitlik ve Çocuk Parkı diye geçiyor. Hemen yanında çocuk parkı var.)
Perşembe gecesi eve geldik, Cuma günü öğle yemeğinden sonra dışarıya çıktık. Rüyamızda görmüş gibi Müzeye gittik. Akşam Özsüt'e dondurma yemeye gittik, Kathy'i de çağırdık, hep beraber oturduk. Akşam da Bekir ve Kathy'yle birlikte bizde yemek yedik.

Yayınlanmamış Fotoğraflarımız





Aslı teyzesinin evinde süslenmiş halde. (Taaa kışın)


Bu fotoğrafı da tatil dönüşü çektik. En sevdiği şeylerden birisi trambolinde zıp zıp zıplamak.












Kek saklama kabının arkasını gruplandırma çalışmaları için kullanabilirsiniz.








Kek yapmaya bayılıyor. Malzemeleri ben koyuyorum tepsinin içine, ölçüleriyle söylüyorum (bir buçuk su bardağı şekeri koyup, 3 yumurtayı içine kır gibi) Eylül'de karıştırma kabına koyup gerekli işlemleri yapıyor.








Sayı boncukları. (100lük'te yapmıştım ama fotoğrafı yanımda değil, sonradan ekleyeceğim.:)







Bükülebilir tel alıp ucunu büküyorsunuz. Boncukları dizdikten sonra kesip büküyorsunuz.




Eylül için yaptığım bir kaç faaliyetten örnekler: (Kaynak adreslerini daha sonra yazacağım.)


Yuvarlağı boya kalemleriyle boyadım, mandallarının ucunada yuvarlak renk işaretleri koydum. Her mandalı ait olduğu rengin üstüne tutturması gerekiyor.






En üstüne koyduğumuz geometrik şekillerin altına o şekille aynı olan şekilleri yada eşyaları yerleştiriyoruz.





Kartonları ebatları aynı olacak şekilde kesip, üstüne başka bir kartonda sayıları kesip, boyayıp yapıştırdım. Matematik çalışmalarına girmiş olduk. Bunları sonradan bantladım, üsttekileri çıkarmasın diye.



Yandaki şekillerde yer alan hayvanları, araçları, meyveleri vs. yanındaki boşluklara yerleştirdiğimiz yapbozumuzun taşlarını boyayıp, üstüne harfleri yerleştirdim. Sonrada bantladım.

22 Temmuz 2010 Perşembe

Baby TV ve Bir Gün Bir Gün Bir Çocuk

Eylül'ün yaşına uygun bi Baby TV var elimizde. Çizgi filmlerine birşey demiyorum ama çeviri şarkıları tam bir içler acısı. Saçma sapan şarkılar. Geçen gün Eylül bu şarkılar ne kadar kötü dedim. Şimdi şarkılar çıkınca gülüp "anne şarkılar çok kötü değilmi" diyor. Gülüyoruz birlikte. İşin asıl kötü tarafı ise, o iğrenç şarkıları televizyondan duyar duymaz ezberlemeye çalışması.

Son zamanlarda istek şarkılarda bulunuyor. "Anne hani dolabı açıp ilaç içen çocuk vardı ya, karnı ağrıyodu, annesi doktora götürüyordu, onu söylermisin?" Sonra başlıyoruz birlikte söylemeye. Ben Eylül'e ayak uyduruyorum. "Bir gün bir gün bir çocuk eve gelmiş kimse yok, açmış dolabı şeker sanmış ilacı, karnı ağrımış, annesi onu doktora götürmüş." :))) Eylül söyleyince çok güzel oluyor. Daha bu kadarını ezberleyebildi. Haftaya, bu disiplinle çalışırsa kesin hepsini ezberler.